Türkiye’nin En Kirli Havası Hangi İl? Gerçeği Duymaya Hazır mısınız?
“Temiz hava hakkımız mı yoksa bir lüks mü?” Bu soruyu hiç kendinize sordunuz mu? Belki de sabah işe giderken burnunuza dolan egzoz kokusu, akşam eve dönerken ciğerlerinizi yakan kirli hava, cevabı çoktan vermiştir: Türkiye’de bazı şehirlerde temiz hava artık bir hayal. Üstelik bu sadece çevreyle ilgili bir mesele değil, doğrudan sağlığımızı, geleceğimizi ve yaşam kalitemizi ilgilendiren bir krizle karşı karşıyayız.
Kentlerimizde Soluduğumuz Hava: Görünmeyen Bir Tehdit
Birçok kişi hava kirliliğini sadece gri dumanlı sanayi bacalarıyla ya da sıkışık trafikteki egzoz gazlarıyla ilişkilendirir. Oysa sorun bundan çok daha derin. Türkiye’nin pek çok kentinde hava kalitesi, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği sınır değerlerin çok üzerinde seyrediyor. Soluduğumuz havada, çıplak gözle göremediğimiz ancak akciğerlerimize, kalbimize ve hatta beynimize zarar veren ince partiküller (PM2.5 ve PM10) kol geziyor.
Ve işin en acı tarafı şu: Bu kirli havaya maruz kalan milyonlarca insanın büyük bir kısmı, bunun ne kadar ciddi bir sağlık riski oluşturduğunun farkında bile değil.
Kirli Hava Tahtının Sahibi: Iğdır
Son yıllarda yapılan ölçümlere göre Türkiye’nin havası en kirli ili açık ara Iğdır. Evet, yanlış okumadınız. Doğu Anadolu’nun bu küçük kenti, hava kirliliği listelerinde sürekli olarak zirvede yer alıyor. Iğdır’da ölçülen PM10 değerleri çoğu zaman 100 µg/m³’ün üzerine çıkarak sınır değerlerin iki katına ulaşıyor. Bu, neredeyse her nefesin sağlığımızı tehdit ettiği anlamına geliyor.
Peki neden Iğdır? Bu durumun birkaç çarpıcı nedeni var:
- Coğrafi Tuzak: Iğdır, coğrafi olarak kapalı bir havzada yer aldığı için kirli hava şehir üzerinde hapsoluyor ve dağılmıyor.
- Kalitesiz Yakıt Kullanımı: Özellikle kış aylarında ısınma amacıyla kullanılan düşük kaliteli kömür, havadaki partikül oranını artırıyor.
- Yetersiz Denetim: Sanayi ve ısınma kaynaklı emisyonlara karşı ciddi önlemler alınmıyor.
Tek Suçlu Iğdır mı? Diğer Şehirler de Alarm Veriyor!
Iğdır listenin başında olabilir, ancak sorun sadece orada değil. İstanbul, Ankara, Bursa, Kahramanmaraş ve Batman gibi büyük şehirlerde de hava kalitesi sık sık “sağlıksız” seviyelere ulaşıyor. Özellikle sanayi tesislerinin yoğun olduğu bölgelerde ve yoğun trafik akışının olduğu kent merkezlerinde, soluduğumuz hava ciddi sağlık riskleri barındırıyor.
Örneğin, İstanbul’da sabah saatlerinde yapılan ölçümlerde PM2.5 değerlerinin Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği sınırın üç katına kadar çıktığı günler oluyor. Peki, bu kadar gelişmiş altyapıya ve teknolojiye sahip şehirlerde bile neden hâlâ temiz hava soluyamıyoruz?
Devlet Nerede? Yetkililere Zor Sorular
Asıl sormamız gereken soru belki de bu: Devletin bu konuda sorumluluğu nerede başlıyor ve nerede bitiyor? Hava kalitesi izleme istasyonlarının sayısı yetersiz. Veriler çoğu zaman şeffaf değil ya da kamuoyuyla paylaşılmıyor. Sanayi tesislerine verilen cezalar caydırıcı olmaktan uzak. Kış aylarında kalitesiz kömür dağıtımı hâlâ devam ediyor. Bu tablo bize açıkça şunu söylüyor: Hava kirliliği sadece doğal bir sonuç değil, ihmallerin ve yanlış politikaların da ürünüdür.
Sessiz Bir Katil: Sağlık Üzerindeki Etkileri
Kirli hava sadece solunum yollarımızı etkilemiyor. Kalp krizi, felç, demans, hatta bazı kanser türleriyle bile bağlantısı var. Çocuklarda gelişim geriliği, yaşlılarda kronik hastalıkların artışı gibi etkiler ise buzdağının görünen kısmı. Üstelik bu etkiler, yıllar içinde sessizce birikiyor ve bir sabah uyandığımızda geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarıyla yüzleşmemize yol açıyor.
Artık Yeter! Harekete Geçme Zamanı
Şimdi şu soruyu sormak zorundayız: “Bu kadar kirli havayı solumaya razı mıyız?” Eğer cevabınız “Hayır” ise, sessiz kalmayı bırakmanın zamanı geldi. Yerel yönetimlerden daha katı denetimler talep etmeli, merkezi hükümetten çevre politikalarını gözden geçirmesini istemeliyiz. En önemlisi de birey olarak kendi davranışlarımızı değiştirmeliyiz: toplu taşıma kullanmak, yenilenebilir enerjiye yönelmek, sivil toplum örgütlerini desteklemek gibi adımlar küçük görünse de büyük farklar yaratabilir.
Sonuç: Temiz Hava Bir Lüks Değil, Haktır
Türkiye’nin en kirli havası Iğdır’da olabilir ama aslında bu sadece bir şehir meselesi değil; hepimizin ortak sorunudur. Bugün Iğdır, yarın başka bir şehir olabilir. Temiz hava, bir ayrıcalık değil, doğuştan gelen bir haktır. Ve bu hakkı korumak için artık daha yüksek sesle konuşmanın, daha cesur adımlar atmanın zamanı geldi.
Peki sizce, nefes almak bir lüks mü olmalı?