Hep Olumsuz Düşünen, Her Şeye Olumsuz Bakana Ne Ad Verilir?
İstanbul’da bir akşam trafiğinde ilerlerken, araba camını açıp derin bir nefes almak istedim. Ama bir baktım, yanımdaki araçta oturan kişi ne yapıyor? Sürekli mızmızlanıyor, homurdanıyor ve her şeyin kötüye gittiğini söylüyor. O an düşündüm: “Hep olumsuz düşünen, her şeye olumsuz bakana ne ad verilir?” Cevap aslında basit gibi görünüyor: “Pesimist.” Ama biraz daha derine inmek gerek. Gerçekten de bu bakış açısının etiketini sadece pesimistik olmakla mı tanımlıyoruz? Yoksa başka bir şeyler mi var?
Pesimizm: Olumsuzluğun Psikolojik Temelleri
Bir kişinin dünyaya dair sürekli olumsuz düşünmesi, pesimist bir bakış açısına sahip olması, aslında sadece şansa bağlı bir şey değil. Psikolojik olarak bakıldığında, pesimizm genellikle geçmişte yaşanan olumsuz deneyimlerin bir sonucu olabilir. Yani, kişi sürekli başarısızlık yaşamış, hayal kırıklıklarıyla karşılaşmışsa, bunun etkisiyle daha karamsar bir bakış açısı geliştiriyor. Ve bu durumda her şeyin kötüye gittiğini düşünmek daha kolay hale geliyor. Kısacası, bir tür “olumsuz döngü” içine giriyorlar.
Mesela ben de bir dönem, “Her şey ters gidiyor, işler asla yolunda gitmez” diye düşünüyordum. O dönemde yaşadığım bazı kişisel sıkıntılar, bu düşünceyi daha da pekiştirmişti. Ama sonra fark ettim ki, her olumsuz düşünce, beni daha da olumsuz bir yere götürüyor. Yani, pesimist bakış açısını biraz anlamaya başladım, ama aynı zamanda bu düşüncelerin içinde kaybolmamak gerektiğini de fark ettim. Gerçekten her şeyin kötü olduğu bir dünya var mı, yoksa biz mi her şeye kötü bakıyoruz?
Olumsuz Bakışın Toplumsal Etkileri
Bu pesimist bakış açısının toplumsal boyutları da var tabii. Çevremizdeki insanlar, her zaman her şeye olumsuz yaklaşan birini görmek, onun olumsuz düşüncelerine maruz kalmak kolay bir şey değil. İş yerinde, sosyal çevremde ya da ailede sürekli “bu işler asla düzelmez”, “bunun sonu felaket olur” gibi cümleler duymak gerçekten can sıkıcı olabiliyor. İnsan, istemeden bu tür bir ortamda zamanla “olumsuz düşünme”ye daha yatkın hale gelebiliyor. Yani, etrafındaki herkes sürekli kötü düşünürse, sen de zamanla o ruh haline bürünebiliyorsun. Aslında burada “olumsuz düşünmenin bulaşıcı” bir hastalık gibi yayıldığını söyleyebiliriz.
Peki, bu durumu değiştirmek mümkün mü? Aslında evet. Mesela ben zaman zaman iş yerinde bir projede sıkıntı yaşadığımda, olumsuz düşünceler gelmeye başlar. Ama sonra kendi kendime sorarım: “Gerçekten bu kadar karamsar olmak zorunda mıyım?” Bazen bir adım geri atmak, durup düşünmek ve “Olumsuz düşündüğümde ne değişiyor?” sorusunu sormak, bakış açımı değiştirmemde yardımcı olur. Yani, her zaman olumsuz düşünmek yerine, biraz da olumlu bakmak, olayı başka bir perspektiften görmek daha sağlıklı olabilir.
Olumsuz Düşünme Alışkanlığı: Ne Zaman Başlar?
İçimdeki ses, “Peki, bu olumsuz düşünme alışkanlığı nasıl başlıyor?” diye soruyor. Birçok durumda, olumsuz düşünme, çok küçük bir şeyin zamanla büyüyüp büyüyüp kişiyi etkisi altına almasıyla başlar. Örneğin, okulda bir sınavı geçememek, iş yerinde bir hata yapmak, veya kişisel yaşamda bir ilişkiyi kaybetmek gibi basit görünen olaylar, olumsuz düşünce biçimlerini tetikleyebilir. Zamanla bu düşünceler, kişinin genel hayat görüşünü etkileyip karamsarlığa yol açabiliyor. Yani, bir tür “yıkıcı düşünce yapısı”na dönüşüyor.
Bir süre sonra, her durumda başarısızlıkları ve olumsuzlukları görmeye başlıyoruz. Ama şunu da unutmamak lazım: Her şey kötü gitse de, bu durumların her biri bize bir şeyler öğretir. Gerçekten her şeyin kötü olduğunu düşünmek, aslında insanın kendi potansiyelini küçümsemesi demek. Çünkü bir şeyin kötü olduğunu düşündüğünüzde, çözüm için harekete geçmeye de pek niyetli olmuyorsunuz.
Olumlu Düşünceyi Nasıl Benimseyebiliriz?
Pesimist düşünme tarzı, uzun vadede insanı tükenmiş hissettirebilir. Bunu fark ettikten sonra, olumlu düşünme pratiğine geçmek tabii ki kolay olmuyor. Ama başlamak için küçük adımlar atmak bile fark yaratabilir. Bir gün birisine “Bu işin sonunda iyi bir şeyler olabilir” dediğinizde, kendinizi de biraz daha iyi hissedersiniz. Yani olumlu bakmak, sadece diğer insanlara değil, aynı zamanda kendinize de iyi gelmiş olur. Tabii, bu kolay değil; çünkü negatif düşünceler aniden beynimize hücum edebilir. Ama zamanla, olumsuzluk yerine çözüm odaklı düşünmeye çalışmak, hem kişisel hem de toplumsal yaşamda daha sağlıklı bir ortam yaratabilir.
Ben kendi hayatımda, olumsuz düşüncelere karşı “dur” demeyi öğrenmeye başladım. Özellikle zor bir dönemde olduğumda, kendime hatırlatırım: “Bu da geçer.” Her şeyin sonunda bir çözüm bulabileceğimi düşünmek, bana huzur veriyor. Bu, bir nevi hayatın doğal akışına güvenmek gibi. Kötü şeyler olur, ama bu kötü şeyler de geçer. Belki de bu, hayata karşı bakış açımı değiştiren en önemli derslerden biri.
Sonuç: Pesimist Olmak Zorunda Mıyız?
Sonuçta, sürekli olumsuz düşünen, her şeye olumsuz bakan kişi, bir pesimist olarak tanımlanabilir. Ama şunu unutmamak gerek: Olumsuz düşünceler, sadece geçici bir hal olabilir. Kişinin düşünce tarzını değiştirmesi, hem kendisini hem de çevresindeki insanları daha sağlıklı bir zihin yapısına kavuşturabilir. Hepimiz zaman zaman olumsuz düşünebiliriz, ama bu düşünceler bizim hayatımızın tek gerçeği olmak zorunda değil. Olumsuzluk, bazen sağlıklı bir düşünce şekli olabilir, ancak sürekli olumsuz düşünmek, insanı tüketen bir alışkanlığa dönüşebilir. Bunu fark etmek, insanı kendi hayatını daha olumlu bir şekilde inşa etme yoluna taşır.