Saatler Arasına Ne Konur?
İzmirli Genç Yetişkinin Saat Düşünceleri
Saatler… Evet, sıradan bir nesne gibi görünebilirler. Ama aslında bir hayatın küçük kesitlerini, anı, zamanı, bazen de bir parça sabrı içinde taşır. Hele bir de “Saatler arasına ne konur?” sorusu kafanıza takıldığında, işin içinde sadece zamanı göstermekten fazlası vardır. Gelin, o zaman bu soruyu birlikte ele alalım, biraz mizah yapalım, biraz da ciddi olalım… (Tabii ki fazla değil, biz İzmirliyiz, ciddi olamayız.)
Saatler Arasına Ne Konur? Küçük Bir Sorunun Büyüyen Gizemi
Saat, her gün kolumuzu sallayarak, cebimize koyarak, ya da odada bir köşede izleyerek fark ettiğimiz bir nesne. Ama bir yandan da… durun bir dakika, aslında saatler arası çok derin bir soru. Ne konur? Ne koyulur?
Saatin içi dolmaya başladığında, “Benim saatim kaç?” diye sorduğumuzda aldığımız cevap sadece zamanı mı gösterir? Ya da hepimizin bildiği gibi, birine saat sorarken, bir yandan da ruh halimizi ölçmeye çalışır mıyız?
Örneğin, saat 2:30. Bir yanda iş yerinde sıkıcı bir toplantı, diğer yanda da öğle yemeği vakti. “Hadi ya, bir iki saat daha burada mı olacağım?” diye iç geçirdiğimizde, o saat sadece zamanı değil, biraz da içsel bir protestoyu taşır.
Saatlerin İçi Düşünceyle Dolar, Gerçekten!
Saatler arasına konulabilecek ilk şey tabii ki düşünceler! Evet, biraz dramatik olabilir ama saatlerin, o küçük yuvarlak çerçevelerinin içinde neler olduğunu kimse bilemez. Mesela… bu sabah saat 8:00’de bir kafe düşünün. Çalışanlar yeni yeni uyanmışlar, ama bir yanda çayımla birlikte içsel bir huzur bulmak istiyorum. Saatler arasında bir yolculuk başlar. 8:15… işte düşüncelerim devreye giriyor.
İç Ses: “Oha, bu hafta iş yerinde ne var ki? Yine bu hafta da patronun yapmadığı işleri ben yapacağım, değil mi?”
İçsel kaygı… Evet, ne koyabilirim saatlerin arasına? Bazen kaygılar… Ama bazen de anlık rahatlık. Bir başka örnek vereyim:
Saat 11:45.
Bir arkadaşla buluşacaksınız. İkilik, arkadaş muhabbeti, ne olacak, bir şeyler konuşalım derken saat geçiyor, ama bir türlü zaman geçmiyor. O an, tam o dakikada, saatin içine ne konabilir? Tabii ki… gereksiz anekdotlar!
Diyalog:
Ben: “Bunu anlatmam lazım. Bir keresinde, bakkalda bana şeker yerine tuz vermişti, nasıl oldu biliyor musun?”
O: “Ya bunun saatiyle ne alakası var?”
Ben: “Her şeyin bir saati var, dostum. Zaman her şeyi birleştirir!”
O: “Evet, şimdi şeker, tuz ve hayatta yapılan hatalar arasında bir bağ kurdun… çok harika!”
Ama işte bu anları sevmiyor muyuz? Saatler arasına bu tür kahkahalar ve absürd hikayeler koymak, aslında bir nevi zamanın o kadar ciddiyetle ele alınamayacağını kabul etmektir. Hayat, bir saat gibi!
Saatlerin Arasındaki Anlar: Biraz Derinleşsek?
Saatler arasına ne koyulacağıyla ilgili diğer bir mesele, zamanın gerçekten değerli olup olmadığına dair derin düşüncelerimizi içeriyor. Hadi bakalım, bu konuda biraz daha kafa yoralım. Saatin her tik takı bir anlam taşır mı? Yoksa sadece mekanik bir düzenin parçası mıdır? Ya da hepimiz zaman içinde kaybolmuşken, bir saat kaçıncı dakikada acaba bozulur?
Zaman hakkında düşünmek, sanırım İzmirli olmanın getirdiği bir şey. Bir yanda sıcak bir esinti, diğer yanda denizin huzuru, saatleri birleştiriyor. Ama saatin içinde bir şeyler kaybolmaz mı? Koca bir gün geçer, her şey olduğu gibi durur, ama biz saatlere biraz daha odaklanırken, her şeyin yavaşça eridiğini fark ederiz.
Saatlerin arasına ne koyulacaksa… belki de biraz düşünceler, biraz kahkahalar, biraz da hayatın anlamını bulma çabasıdır. Saatler bazen sadece zamanı değil, insanın iç dünyasını da gösterir. Ama unutmayın, saatler arasına koyulacak en önemli şey, zamana değer veren bir anlayıştır.
Saatler ve Zamanı Arayan Kafalar: İçsel Monologlar
Saatlerin içine bazen ne koyulacağını bir bilsek, her şey çok daha kolay olurdu. Ama hayatın içinde kaybolduğumuz o anlarda, bir de düşünsenize… “Saatler arasına ne konur?” sorusunu da ben mi kendime soruyorum, yoksa zaman sadece beni mi soruyor? Hadi bir düşünelim!
İç Ses: “Eğer tüm gün saatlere bakarsam ve her seferinde ‘Saat 4 oldu, saat 5 oldu’ dersem, akşam 7’ye kadar ne yaparım? Belki de hiç bir şey, ama yine de bir şeyleri kaçırıyor olabilirim!”
Biraz eğlenceli değil mi? Saatlerin arasına bazen işte bu tür sorular, düşünceler, bazen de hiç bilinçli olmayan anlar koymak… Zamanın derinliklerinde kaybolmak, bir saat diliminde aslında kendini tanımak!
Sonuç Olarak… Saatlerin Arasına Ne Konur?
Bir şeyler koyduğumuz saatler… bir yandan zamanı kaybetmek, diğer yandan da anı yakalamak. Saatlerin arasına ne konacağı aslında hiç de öyle belirli bir şey değil. Her an farklı bir şey koyabilirsiniz. Bazen bir anı, bazen bir kahkaha, bazen de derin bir düşünce… Ve belki de saatlerin arasına koyacağınız en güzel şey, o anda “benim” diyebileceğiniz bir şeydir.
Çünkü sonuçta biz hep zamanın içinde kaybolan, bazen kaygıları, bazen anları, bazen de abuk sabuk soruları kafasında döndüren varlıklarız. Saatlerin arasına konacak şeyler, aslında biziz.